Basın Açıklaması (No:34/2011): Japonya-Fukushima Nükleer Kazası Sonrasında Ülkemizde Yapılan Radyasyon Ölçümleri

11 Mart 2011 tarihinde Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunami felaketini takiben Fukushima Dai-ichi Nükleer Güç Santrali’nde gerçekleşen kaza sonrasında, ülkemizde şimdiye kadar yapılan radyasyon ölçümleri, Japonya’dan dönen yolculardan gönüllü olanların radyasyon taramalarına tabi tutulmaları ve çevresel radyasyon ölçümleri olmak üzere iki ana grupta gerçekleştirilmiştir.

 

Japonya’dan Dönen Kişilerde Radyasyon Taramaları

Fukushima Dai-ichi Nükleer Güç Santrali’nde meydana gelen sızıntı esnasında ve sonrasında Japonya’da bulunan ve Türkiye’ye dönen yolcular, talepleri doğrultusunda Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde (ÇNAEM) ve Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi’nde (SANAEM) radyasyon taramasına tabi tutulmuştur. Söz konusu ölçüm sonuçlarının incelenmesinden, yolcularda ölçülen radyasyon seviyelerinin yol açabileceği radyasyon dozlarının halk için belirlenen sınırların oldukça altında olduğu, ölçümü yapılan kişilerle ilgili herhangi bir takibe gerek olmadığı değerlendirilmiştir.

Çevresel Radyasyon Ölçümleri

Radyasyon Erken Uyarı Sistemi Ağı (RESA) vasıtasıyla ülkemizde 99 ölçüm istasyonunda havadaki gama radyasyon doz hızı ölçümleri sürekli olarak yapılmakta ve güncel değerler TAEK’in internet sitesinde yayınlanmaktadır. Söz konusu kaza sonrasında, RESA ölçüm istasyonlarında ölçülen radyasyon doz hızı seviyelerinde olağan dışı bir durum gözlenmemiştir.

Bunun yanı sıra, söz konusu kaza nedeniyle atmosfere salınan radyoaktif maddelerin atmosferik taşınım yoluyla ülkemize ulaşıp ulaşmadığına ilişkin tespitlerde bulunabilmek için daha hassas ölçümlerin yapılmasında fayda olduğu değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, kaza sonrası dönemde bazı illerimizden çevresel örnekler (hava, yağmur suyu, liken ve toprak) alınarak radyoaktivite  analizleri yapılmıştır. Analiz sonucunda bazı örneklerde eser miktarda I–131, Cs–134 ve Cs–137 radyonüklitlerine rastlanmıştır.

22 Mart 2011 öncesinde alınan hava örneklerinde herhangi bir I–131 veya Cs–137 aktivitesi gözlenmezken bu tarihten sonra yapılan analizlerde eser miktarda I–131, Cs–134 ve Cs–137 aktiviteleri tespit edilmiştir. 05–09 Nisan 2011 tarihleri arasında alınan hava örneklerinin aktivite seviyelerinde, önceki günlerde alınan örneklere göre artış gözlemlenmiştir. Ölçülen  en yüksek I–131 ve Cs–137 aktivite değerleri sırasıyla 2,50 mBq/m3 ve 0,23 mBq/m3’tür. 10 Nisan 2011 tarihinden sonra alınan hava örneklerinin aktiviteleri ise düşme eğilimindedir.

Öte yandan, CTBTO’nun (Nükleer Denemelerin Kapsamlı Yasaklanması Antlaşması Örgütü) nükleer denemeleri tespit etmek amacıyla kurmuş olduğu Uluslararası İzleme Sistemi kapsamında dünyada 80 adet radyonüklit istasyonu mevcuttur. CTBTO’nun yayınladığı verilere göre, 1 Nisan 2011 tarihinden sonra Almanya, İsveç, Rusya ve Kuveyt istasyonlarında alınan hava örneklerinde en yüksek I-131 ve Cs-137 aktivite değerleri sırasıyla 15 mBq/m3 ve 5 mBq/m3 olarak gözlenmiştir.

Gerek kişilerin radyasyon taramalarında gerekse çevresel radyasyon analizlerinde tespit edilen radyasyon seviyelerinin, toplum ve çevre sağlığı açısından herhangi bir risk oluşturmadığı ve koruyucu önlem alınmasını gerektirmediği değerlendirilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

İlgili İçerik